Yozlaşma: Özüne yabancılaşmadır. Değişim kaçınılmazdır. Bu değişim beka için oluyorsa idealdir. Ama öze oluyorsa bu yozlaşmadır. Yozlaşmanın en masum hali “biz zamana uymalıyız” şeklindedir. Öze olan değişim nasıl oluyor? Her değişime yenilik deyip kabul etmekle oluyor. Yozlaşma her değişimi unsurunu bir değer olarak kabul etmekle başlar. Yozlaşma mutlak özgürlük, haz ve hızları misyon edinmek ile ivme kazanır. Sosyal medya (ilişkiler, cinsellik, seviyesiz sohbetler, algı yönetmeye dayalı paylaşımlar, kutuplaştırma vb) yozlaşmanın en önemli lokomotifi görevinde. Kentleşme, bilgiye kolay erişme, küreselleşme, sekülerleşme yozlaşmayı artıran diğer faktörler…

İnsanlar aile içerisinde birbirlerini tanımadan yaşıyorlar. Kimsenin kimseye tahammülü yok. Sokakta oynayan çocuk sesinden rahatsız olur hale geldik. Yalnızlığı kendime yetiyorum olarak tanımlar olduk. Hayvan sevgisini insan sevgisinin üstüne çıkardık. Tabiki yozlaşmanın meyvesini yiyen baronlar var. Başta jack:) Dijital medyayı yöneten kişiler devletler üstü bir hegemonya haline geldi. Maalesef hepimiz onların gönüllü yurttaşları olduk. Kitleleri basit bir algoritma ile çatıştırabilecek güce sahip… Şeref Oğuz’ un köşe yazılarında kullandığı güzel bir söz var. “Bir şey bedava ise ürün sizsiniz.” Daha ötesini demeye gerek yok.

Peki ne yapacağız?

* Mutlak Özgürlük, kavramını bir değer olarak tanımlamayacağız; çünkü mutlak sınırsızlık çok korkutucu boyutlara ulaşabilir. Tage Lindbom, Demokrasi Miti kitabında: “Mutlak özgürlük, her zaman narsistik bir ben-dışavurumuna dönüşür.”

* Festinger’ in “Bilişsel Çelişki Kuramını” destekleyen tavırlara düşmemeliyiz. Nedir bu kuram? “Bir kişi kendisiyle ilgili bir tutum geliştirdiği an, o tutumla tutarlı davranışlar sergiler. “Tutum” ile “davranış” örtüşmezse, kişi bilişsel çelişki yaşar. Yozlaşma ile ilgisi ne diye sorarsak? Yozlaşmanın dinamosu çocuk ve gençlerdir. Sosyal medya ve dijital oyunlarda çok vakit geçirdiğini eleştirdiğimiz evladımıza rol model olacağız. Bizde bu mecraları daha az kullanacağız. İlgi alanımızı etki alanımız gibi yönetmeyeceğiz.

* Eğitim sistemimizde “değerler ve tarih bilinci” ne daha çok ağırlık vermeliyiz. Kurtulalım şu matematik, fen ve yabancı dil ezikliğinden!

* Son olarak en önemlisi: Ferit Edgü’ nün Yazmak Eylemi kitabında bahsettiği: “Yozlaşma dönemlerinde herkes işin kolayını seçer. Üretmek yerine tüketmeyi. Düşünmek yerine konuşmayı”, durumuna düşmemek.

“YOZLAŞMA…” için bir yorum

  • Twitter’dan takip ediyorduk.
    Bu şekilde güzel başlamanız çok heyecanlandırdı.
    Hayırlı olsun 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.